14/3/2009
Defter...
Öylece duruyordu ve depremi bekleyen bir şehir gibi sessizdi. Pencerenin olduğu tarafa sırtını vermiş, dizlerini kendine çekmiş bir şekilde oturuyordu. Etrafta dolanan sarhoşların umurunda değildi… Sinsi mültecilerin ne yaptığı zaten belli olmuyordu. Benliği, fırtınalı empatların içinde birikmeye çoktan başlamıştı ama hiç biri yaklaşmıyordu yanına. O, sadece öylece duruyor, kaşlarına kadar inmiş saçlarının arasında, denizdeki parlak bir çakıl taşı gibi parlayan gözleriyle karşı duvara bakıyordu.
Kapı…
Kulağındaki şarkının ne olduğu, ne düşündüğü ve ne beklediği, en az baktığı yer kadar belirsizdi. Kapıya mı, yoksa kapının arkasına mı bakıyordu? Belki de sadece oraya bakıyor gibi görünüyor, ama bambaşka bir yerdeki bambaşka şeyleri görüyordu. Benliğini bir elma kurdu gibi yavaş yavaş delen bir şeyler vardı sanki. Göz kırpmaları oldukça yavaştı, nefesi ise almıyor denecek kadar az şişiriyordu göğsünü.
Ruh bedenden ayrılıyor, çekimin-
Hemen yan tarafında hiç ses çıkarmadan durduğu için varlığını unutturmuş bir empat, eliyle yavaşça omzuna dokundu: “Hey…İyi mis-“
Her şeyi biliyor. Eminim biliyor. Bilmesi gerekiyor muydu? Bilmemeli miydi? Ama öğrendi…Parmaklarımdan dökülen kusmuk hislerden anladı herş-
Geliyor…
Evet buraya geliyor şimdi geliyor. Gelmek üzere gelmek üzere gelmek üzere gelmek üzere gelmek üzere gelmek üzere…
Elini hemen geriye çekti. İçinden akan şeyleri kısa bir süreliğine bile hissetmek onu ürkütmüştü. Neydi peki onlar, korku mu? Her neyse genci huzursuz ediyordu. Gözbebekleri büyümüştü. Elleri titriyordu ve nefes alıp verişi hızlanmıştı. Empat kız ne olduğunu anlamak için tekrar dokunmak üzereydi ki:
”Geldi…”
Kapı birden gıcırtılı sesler çıkararak açılmaya başladı. Önünde hareketsiz duran gencin gözbebeklerinin küçüldüğünü gördüğü anda zaman yavaşladı. Tek duyabildiği silik uğultular ve kendi kalp atışıydı. Genç ağır çekimde bacaklarını yere indirmeye başladı. O sırada kapıdan giren kişinin başı görünmeye başlamıştı. Göğsüne kadar içeri girdiğinde, bütün sinsilerin başı hemen gence odaklandı. İçeri giren kişi bakışlarıyla bir şeyi ararken zaman aniden normale döndü ve kendisine bile bir başkasının sesiymiş gibi gelen bir sıcaklıkla konuştu:
”Buradayım”
Kapıdan girmiş olan bir sinerjik asosyal gibi görünmesine rağmen aslında yargıcı bir empattı. Yavaş yavaş ona doğru yürüdükçe gencin heyecanı artıyordu. Arkasındaki empat onun kendini dindirmeye çalıştığını sezmişti. Yanına yaklaştı ve elindekini gence doğru uzattı. Uzattığı şeyi eline aldıktan sonra, konuştukça kendine geldi. Gelen gidince, arkadaki empat yeniden dokundu:
Defter…Kahveli defter…Biliyor…Sıcak…Çok sıcak…Yürümeliyim…
0 yorum yazılmıştır