« Önceki | Sonraki »

8/3/2008

Neden Yazar Ki Bir İnsan?

    Etrafınızda mutlaka vardır yazan insanlar.Mantıklı ya da saçma,doğru ya da yanlış,gerçek ya da hayal ürünü,şiir ya da düz yazı yazan insanlar.Yazılarını okur musunuz o etraftakilerin bilmem.Yazdıklarıyla ya da yazanlarla ne kadar ilgilenirsiniz onu da bilmem.İyi mi yazarlar kötü mü,beğenir misiniz beğenmez misiniz onu da bilmem.Benim için şu yazıyı yazdığım anda önemli olan onların ne yazdığı ya da sizin ne düşündüğünüz değil.Benim için şu anda önemli olan,onların yazıyor olmaları.
    Peki neden?Neden yazar ki bir insan?Hiç düşündünüz mü?Ben düşünmemiştim.Ama geçen Perşembe günü birden bu konunun içinde buldum zihnimi.

    Okulumuzun edebiyat öğretmenlerinden Asım Gültekin’in okulda edebi organizasyonları artırma çabalarından biri olan “Söyleşiler”den birindeydim.İngilizce dersine girmemiştim bunun için-zaten bildiğim konular- ve bu beni hiç rahatsız etmedi.Aksine çok memnun kaldım söyleşiden.
    Bu seferkine,denemelerini içeren “Kraliçenin Pireleri” kitabıyla sevilmiş bir yazar -aynı zamanda felsefe öğretmeni,Marmara FM’de bir radyo ve Haber 7 ‘de bir TV programı var- olan Tarık Tufan katılmıştı.Trafik yüzünden biraz gecikince, Asım öğretmenim bize biraz ondan bahsetti.Matrak biri olduğunu,programlarının varlığını ve asıl mesleğinden bahsetti biraz.Arada bir de okulun yerini anlatmak için cep telefonundan Tarık Abi’yi arıyordu.Radyo programındayken arayan dinleyicileriyle,telefonun ahizesini bir indirip bir kaldırarak eğlendiğini söyledi.

    Sonunda kütüphane kapısından giren Tarık Tufan, herkesle merhabalaştıktan sonra, 3 tane tahta masanın birleştirilmesiyle oluşturulmuş büyük T masanın başına oturdu ve anlatmaya başladı.

    Önce kendinden bahsetti.Sonra kitaplardan başlayarak yazılarından bahsetti.Arada yaptığı espriler,taklitler bizi gerçekten eğlendirdi orada.Bir insan neden yazar konusuna doğru yaklaştı kelimeler.
    Konuşmasından ona göre yazmanın bir ihtiyaç olduğu ana fikrinden ziyade bir yaşama biçimi olduğu anlaşılıyordu.Bazen o kadar mantıklı, o kadar etkileyici sözler söyledi ki, tüylerimin diken diken olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.Ruhuma kadar inen sözlerde,melodilerde ve görüntülerde tüylerim diken diken olur hep benim.Ve bu adam, kesinlikle ruhuma dokunuyor, ılık sular serpiyordu.Herkese aynı şey oluyor olacak ki kimse sesini çıkarmadan, transtaymış gibi onu dinliyordu.”Yazıyorum, öyleyse varım!” edasıyla devam etti konuşmasına.Ruhum(uz) sırılsıklam olmuştu artık.

    O gün, “Kraliçenin Pireleri” kitabını aldım.Ve Tarık Abi’nin konuştuklarını düşündüm.Adam düşüncelerini su yüzünde tutanın, iskelenin kirişleri olan kelimeler olduğunu söylemedi.Ama öyle olduğunu anlamak zor değildi.Kitabı bugün bitirdim(2 gün sürmedi).Diğer yazan arkadaşlarım,hocalarım,Esra,Irmak,Aykut,Zafer Hocam,Asım Hocam…bir bir gezindi aklımda.Sonunda bu yazıyı yazmam gerektiğini anladım.Yazmam gerektiğini…

    İnsanları ikiye ayırmıştı Tarık Abi:
  *Yazanlar
  *Yazmayanlar

    Yazmayan insanların kendilerine,başkalarına,yaşamaya,hayata kaygısı yoktur.Yaşamak için yaşarlar.Düşünmeyi araç olarak görürler.Elektrik süpürgesi gibi,kullanmak gerektiğinde çalıştırıp,önüne gelenleri içine almak için.Bu tür insanlar sadece mecbur kaldıklarında düşünürler.Mecbur değillerse, odalarının kapısının arkasından durur düşünmek.Bana göre(ve TarıkAbi’ye) bu insanın kendisine hakaret etmesi,küçük görmesidir.Recep İvedik gibi argocuzade,hiçbir güldürü öğesi içermeyen,bel altı bir zincire asılı bir film güldürüyorsa birini,bence o biri ayakkabının altındaki bir sakız kadar yerlere vuruyordur kendini.Ki bence bu film o sakız bile olamaz.Bundan bahsederken Tarık Abi’nin yüzündeki öfkeyi, insanların nasıl kendilerini bu kadar alçalttığına duyduğu hayreti görmeniz lazımdı.Bir an kalkıp o filme izlenme rekoru kıranlara “UYANIN ARTIK ULAN!” diyesim geldi.Ama demedim.Çünkü onlara göre ev temiz,süpürge kapının arkasında.

    Yazan insan ise,düşünme yeteneklerini bir araç değil, ihtiyaç olarak görür.Başkaları,hayat ve olaylar onun umurundadır.Bir şeye kızdığı zaman,bir şeye sevindiği zaman,bir şeyi fark ettiği zaman bunu haykırmak ister.Ama bazen her şeyi anlatamaz insan.Birini etkiler,bir olay çıkar,birine zarar gelebilir,kendisine zarar gelebilir.Düşündüğü için bunun farkındadır.O yüzden haykırmaz bunu.Ama içinde de tutamaz.Aklındakini attığı o içindeki kuyuya düşmeden önce iki arkadaşı,iki dostu uzatır ellerini;kağıt ve kalem.İnsanların yüzüne söyleyemediklerini yazar,yazar,yazar…Yazması gerekir…

    Yazılan şeyler,söylenemeyenlerin çığlığıdır.İnsan o içindeki dipsiz kuyuya düşmemek için yazar.Acı da verse yazar.
  
     “İyi de herkes yazar kardeşim.Biz niye defter tutuyoruz?Mail,MSN denen şeyler çıktı.” mı diyeceksin şimdi?Sus,sakın söyleme.Sen o defteri mecbur olmasan tutmazsın.Öğretmen sana senin içindekileri söylemiyor ki,f(5) fonksiyonunun çözümünü anlatıyor.Mail atıyorsun,güzel.MSN’de konuşuyorsun, o da güzel.MSN’de konuştuğunu sanıyorsun,kötü.
    Tarık Abi bu yazdığını sanma olayına “Merhaba” dedi.Bu kelimeden ne istediniz?Önce sesli harfleri attınız “mrhb” oldu.Yetmedi bir de “h”yi attınız.”Slm,ii,asl,bnm,snn,mrb…”Bunlarla mı anlatıyorsunuz kendinizi.Her şeyi bu kadar kısaltırsanız derdinizi anlatamazsınız.Karşınızdaki sizi yazdığınız kadar anlar.Aranızdaki bağlar,tek bir kelimeyle bile pamuk ipliğine dönüşebilir.Orada “Prdn,özr dilrm” desen de nafile artık.Peki senin kafan o kadarcık şey yazmana yetecek kadar mı çalışıyor?Bu kadar suskun kalmaya razı mısın?Ben yaşayayım da gerisi boş mu diyorsun?O zaman sağ üst köşedeki X e bas ve bas git!Bu yazıyı okuman gereksiz.Haksız mıyım?

    Yazan insanlar bunun farkına varmıştır.Kısa kısa anlatmazlar.Uzun uzun,mimiklerini kelimelerden anlayabileceğimiz şekilde yazarlar.Yazılarını okuduğumuz zaman o duyguları anlayabileceğimiz şekilde yazarlar.Yazarlar,yazmaları gerekir…
     Yüreklerinin çığlığını kusarlar kağıtlara.Ve o kağıtlar duyguların fotoğrafını çekerler.O an donar ve kalır cebinde.Zihin okumak henüz mümkün değil,ama bir yüreği okuyabilirsiniz.Onlar da sırf kendileri için yazmıyorlar.Yoksa Tarık Abi, bu kitabı çıkarıp,ilk sayfasını açıp “Gökhan’a, hayatı en güzel kelimelerle yaşamak duasıyla” yazdıktan sonra üzerine seve seve imzasını atmazdı.Belki ona da iş çıkaracağım şimdi.Ama kişisel bir Rönesans’a ihtiytacınız olduğunu düşünüyorsanız,Tarık Tufan’dan öğle yemeği üstüne bir saat alın.Ya da uyumadan önce saat 11:00 de Marmara FM de olun,gülün,düşünün,uyanın.Bu adamın kitaplarını alın.Neden yazıyor anlayacaksınız.Neden yazıyoruz, neden yazıyorlar anlayacaksınız.

    Neden yazar ki bir insan? Midesi bulanınca kusuyorsa, beyni bulanınca da yazar.Bu onun için o kadar normaldir.Çünkü diğer insanlar ve onların yaşadıkları umurundadır.”Güneşi görmek istiyorsan gölgeden çık” ve “Haydı yaz yaz yaz bir kenara yaz bütün sözlerini, dertlerini.”

    Onlar yazıyor.Esra,Irmak,Aykut yazıyor.Sezai Karakoç yazıyor.Mehmet Akif yazmıştı.Ben yazacağım.Sen de yaz.İçindekiler oraya ait değil.Sürgün et onları kağıtlara.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

2 yorum yazılmıştır

  1. Yazan: bir düşünen | Tarih: 2008-03-08 21:47:24
    Konu: bilmukabele..
    tümm söylediklerine derin bir içtenlikle katılıyorum..ne diyebilirim..Allah herkese yazmayı nasip etsin..

    Bağlantı »

  2. Yazan: herdembahar | Tarih: 2008-03-08 21:19:09
    Konu: Ne güzel yaa :)
    yazıyı deneme tarzındaki güncel bloglara bakarken gördüm, öylesine açtığımı itiraf etmeliyim :) yazıya bi gözgezdirdim, "uff uzunmuş.." dedim (itiraf -2 :)
    "ne demiş bakalım bu kardeş.." diyerek devam ettim.. şimdi nereye nasıl ne yazsam şaşırıyorum, o kadar güzeldi ki.. :)

    genelde az yazarım, yazarkende çok zorlanır, eleye eleye yazmak istediklerimden çok az şey kalır geriye.. çoğu zaman yazdıklarımı kağıtlardan kaldırır, siler - yakar bir şeyler yaparım fakat yazmaktan da vazgeçemem hiç... dediğiniz gibi düşünmek , izlemek, insanları - dünyayı - herşeyi ama herşeyi irdelemekten asla bıkmam...

    yazınız ne güzeldi yaaa, hakikaten.. heyecan verdi, sanki bir keşifte bulunmuş gibiyim, neden bu kadar coştum bilmiyorum :) iyi ki de yazmışsınız kardeşim, yüreğinize sağlık..

    bakalım diğer yazılarınızda neler var... :)

    Bağlantı »

Ziyaretiniz için teşekkür ederim....