« Önceki | Sonraki »

8/6/2008

Üstat Ne İş?

    Can sıkıntısından mıdır, yoksa okulumuzun çıkardığı derginin verdiği gazdan mıdır bilmeyeceğim ama sürekli bir yazmak isteği var içimde. Bilmem iyi laf mı yapıyorum yoksa saçmalayıp okuyanları (varsa tabi) mı sıkıyorum. Valla ne diyeyim; yorum falan gelmeyince “Ayy gene bu herif saçmalamıştır” diyip direkt sağ üst köşeye uzandığınızı düşünüyorum. Ama olsun, ne derseniz diyin, ben kendimi ifade etmekten mutluyumJ

    Bugün, öğretmenlerimden birinden kaptığım ve dilimden bırakamadığım bir kelime, kullanımı ve niye kullandığım üzerine bir şeyler paylaşasım geldi. Bu kelimemiz: ÜSTAT.

    Beni tanıyan pek çok kişiye denk gelmiştir ağzımdan bu kelimenin çıktığı bir an.(Ne olmuş?) Son zamanlarda pek sık kullanıyorum zaten.(Banane bundan!) Sonunda bir iki arkadaşım bana “Ne üstadı oğlum yaa” dediler.(İyi etmişler). Sonra bir gün yine aynı şey olduktan sonra ben de sordum bu soruyu kendime:
  

   “Ne üstadı yaa?”

   Öyle bir dolamışım ki dilime, evde annemlere, okulda öğretmenlere, arkadaşlara… Gına gelmişti millete artık. Ben de “Doladım dilime kurtulamıyorum, bi kurtulabilsem” diye düşünmedim desem yalan olur. Ama o düşünme işine bir kere girdim mi bir daha zor çıkıyorum ne yazık ki. Düşündüm bende bol bol, sindire sindire düşündüm. Başta ben de öyle dedim. Önüme geleni üstat yaptım. Daha düşündüm… Amma saçmalamışım yine… Daha daha düşündüm. Ve sonunda iyi bir neticeye ulaştım.

    Üstat sözcüğünü bir tanımlayalım:

Öncelikle kelime Farsçadır ve aslı "üstâd"dır. TDK Türkçeye uygun hale getirmek için "üstat" yapmış.
Anlamlarına bakacak olursak, sozluk.sourtimes bize doğru koşuyor:



1.Bir işin ehli, bir konuda belli bir düzeyi aşmış kimse.

2.Yapma gayretinde olunan işi çok iyi bildiği varsayılan zata söylenen söz

3.Masonluktaki* ilk üç dereceden biri.

4.Avukatların birbirine hitap biçimi.

5.(ilginç bir bakış açısı) Kişinin yaptığı işler ameller üst düzey bir tad bırakıyorsa damakta... O kişiye üstad denir. Hatta üsttad da denebilir.

 

6.Üstad öyle bir kişiliktir ki bazen öğüt verir bazen fırçalar. Fırçayı kabullenmemek çok büyük hatadır.

    Bunlar dışında birçok sanatçıya üstat lakabı takılmış görünüyor.İlginç olan tanımları çektim koydum.

Tabi, bir de benim için üstat var. Düşündükten sonra çıkardığım o tanımım var. Fazla uzatmadan kestirelim:

 

    *Masonluk: İnsanlığın düşünsel ve toplumsal gelişmesi amacını güden ve dünyada yüzü aşan ülkede milyonlarca insanı ailesi içine katmış bir öğreti ve kuruluşun adidir


   

    Acaba cevap bu mu?
    Okulumda şiir ya da düzyazı yazan arkadaşlarım ya da öğretmenlerimin, diğer öğretmenlere bazen üstat diye hitap ettiğini duyuyordum. Neden böyle diyorlardı? Onlardan bir şey öğrendiklerinden olabilir mi? Çünkü dikkat ettiğimde ve biraz daha araştırdığımda bu sözün halk arasında günümüzde en çok bir şeyler öğrenilen kimselere söylendiğini gördüm. Belki de aradığım cevap buydu. Düşünmeye devam…

    Tiyatro ekibimiz ile yönetmen öğretmenimiz arasında bir ara bir tartışma rüzgârları esmişti. O arada öğretmenimize bir şey demiştim. “Ben, şu pet şişeden bile bir şey öğrenebilirim.”(hö?) “Nasıl yani?” dermişçesine bakan gözlere maruz kaldım bir süre. O gün düşününce anladım işte.

    “Bak, gördün mü?”-“Neyi?”

    Rahmetli Barış Manço’nun “Dört Kapı” isimli şarkısında. “Bana kalem tutmayı öğret, kırk yıl sana hizmet ederim” diyor. Şarkının felsefesiyle aynı felsefeye sahip bir düşünce var sonucunda.

    Ne yazık ki insanlığın, okul kitapları ve öğretmenlerin anlattıkları dışında öğrenme eğilimleri çok çok az. Bunun en iyi kanıtı 17 Ağustos Marmara Depremi gibi bir felaketin ardından hâlâ önlemsiz yapılanmaya devam edilmesi sanırım. Ve öğrenmeye de meraklı değiller. O yüzden insanlar 5 dakika durup düşünerek öğrenebilecekleri şeylerin çokluğundan haberdar değil. Son günlerde çoğu kişinin dilinde olan ama dilde olmakla kalan bir söz: “ Bakmakla görmek aynı şey değildir.” Görme sorunu var insanlığın kısacaJ

    Sadede gelelim; üstat benim için, bir şeyler öğrenebileceğim her şey olabilir. Bir arkadaş, bir öğretmen, bir hayvan, bir bitki hatta bir cansız nesne… O yüzden Yiğit ve Aykut, benim için üstattır. Zafer Hocam, Dilek Hocam benim için üstattır. Bir kelebek benim için üstattır. Bir gül benim için üstattır. Ve o pet şişe benim için üstattır. Çünkü ben onlardan bir şeyler öğrenebilirim.

    “Üstat ne iş?”-“Hiiiçç… Bakınıyordum”-“Boş iş dememiş miydin bakmak?”-“Farkın bu senin işte, öğrenebiliyorsun.”

    Tam yazıyı bitirirken merakta bırakmamak istedim:

   
Pet şişeden ne öğrenebilirsin ki manyak herif?”
   
Geldik şimdi de şu meşhur pet şişemize… Bu bahçelerde ezilip giden ve kapaklarıyla futbol oynanan saçma esnek kapla ilgili, yaklaşık iki üç tane bağdaştırma yapabildim:

    ♦İnsan, bir şeyi belli bir düzeye kadar taşıyabilir. Fazlasını kaldıramaz. Aksi takdirde hem kendini, hem etrafını etkiler. (500 ml yazısını gördükten sonra).
    ♦Fazla dolu olduğunu bildiğiniz insanları sıkmaya gelmez. Patlayabilirler.(Bir arkadaşım o pet şişeyi sıkıştırıp kapağını patlattıktan sonra)

    Gördüğünüz gibi kendimce kendimden bir şeyler çıkarabilmişim şişeden su dışında. Sadece şişeden de değil, bana söyleyeceğiniz herhangi bir başka şeyden de öğrenecek bir şey çıkarabilirim kendime. Siz de çıkarabilirsiniz. Yeter ki bakmaktan vazgeçin, görmeye çalışın.           (C U)


EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

Ziyaretiniz için teşekkür ederim....